Whiplash’in SONU Havada mı ve Film Neden 2010’lu Yılların En İyi Filmlerinden Biri? Kurgu ve Senaryo

Not: Videonun içeriği sinemayı anlamaya çalışan ve gayet sıradan bir kişi olan benim görüşlerimdir.

Profesyonel içerik ve yorum içermez. Bugün 2010’lu yıllarda çekilen en güzel filmlerden birisini konuşalım. Whiplash. Filmin IMDB puanı da hak ettiği yeri gösteriyor zaten. Ufakça bakarsak, Yıldızlararası, Leon ve Gladyatör’le aynı puanı almış. Ama Whiplash’in, bu filmlerden çok farklı olduğu bir yer var.

O da diyalog miktarının azlığı. Dediğimi kanıtlamak için Whiplash’in senaryosuna bakabiliriz. Filmin senaryosu PDF halinde 114 sayfa. Ama işin ilginci şu. Senaryo’da filme dahil edilmeyen 40 sayfalık bir bölüm var. Yani, aslında 74 sayfalık bir senaryo var elimizde.

Bir Karşılaştırma yapalım. Aynı puanı almış ve film süresi olarak aynı uzunluktaki filmlere bakalım şimdi. Olağan şüphelilerin senaryosu 144 sayfa. Leon’da aynı şekilde. Süresi 1 saat 46 dakika ve Senaryo 120 sayfa. Ama konu sadece uzunluk-kısalık değil.

Şimdi, Whiplash’in ikinci kısmına gelelim. Bu 74 sayfalık senaryonun, yarısından çok daha azı Diyaloglardan oluşuyor. Yani filmde çok az kişi konuşuyor.

Senaryonun, Büyük bir kısmı bunun gibi betimlemeler. Yani, Neiman’ın kafasından geçenleri anlatıyor senaryo. Şimdi videonun sorusu şu: Çoğu film teorisi, derdini anlatmak için diyalogların çok kilit olduğunu söyler. Ama her işte olduğu gibi bu kuralın da bir istisnası var.

Bu film 1 saat 46 dakikayı çok çok az diyalogla götürmeyi başarıyor. Hatta filmin son 20 dakikasında geçen konuşma sayısı satır olarak 6. ve 2’si bu.

Referanslar:

Evet, videonun konusu artık açık. Whiplash bu kadar az diyalogla seyircinin ilgisi nasıl tutmayı başarıyor? Elbette, bir sürü güzel özelliği var, ve harika da müzikleri var. Ama bunların içinde benim ilgimi en çok çeken özellik, insert(insört)’ler yani Türkçesiyle ara görüntüler ve filmin kurgusu. O yüzden, bu videoda önce insert nedir, sonra Whiplash bunu nasıl kullandı ona bakıcam. Sonra da filmin finalinin kurgusundan bahsedicem. Hazırsanız başlayalım.

İLGİLİ HABER

En Korkunç Türk Filmleri

Sinemada en temelde 3 farklı çekim kullanılır. Birincisi long shot, yani geniş açıdan verilen çekimler. Bunlar çevreyi tanıtmakta, ya da sahneyi kurarken kullanılır. İkincisi Medium shot.

Bunu her yerde görebilirsiniz. Burdaki gibi, bir karakteri onun belinin üstünden gösteren çekimler. Eğer, bu çekime iki kişi girerse two-shot diyoruz.

Üçüncüsü close-up. Bunlar çok yakından verilen görüntüler. Eğer karakterlerin duygularında bizim farketmemiz gerkeen bir değişiklik varsa bu kullanılır.

ki benzer görselin arasına bir farklı görüntü sokmak. Bunu kullanmaktaki amaç close-up’la aynı. Seyircinin dikkatini bir noktaya çekmek. Örnek verelim. Mesela soysuzlar çetesine bakabiliriz. Burada yahudi kızımızla, albay konuşuyor gayet güzel. Derken, araya birden krema görüntüsü geliyor. Sizce neden? Önce çekime bakalım. İlk planda bir medium shot’la Shoshana’yı görüyoruz.

Sonra sadece kremayı görüyoruz. Sonra tekrar kızdayız. Burada kızımız da kremaya bakıyor farkederseniz. Yani, kimin bakış açısıyla insert’e girdiğimizi de görüyoruz. 10 numara bir kullanım. Şimdi Nedenine gelelim. Bu sahneyi izlerken benim aklıma hep Yüzüklerin Efendinden bu diyalog geliyor.

Sanki, kızımızın da böyle hissettiğini göstermek için ve buna da seyircinin dikkatini çekmek için yapılmış gibi. Close-up’ın ikinci bir kullanımı daha var. Eğer yönetmen, bir cisme aşırı yaklaşmak isterse de bunu kullanabilir.

Şimdi videonun konusuna geldik. Eğer, bu kullanılan close-up görüntüden önceki planda, bir karakterler varsa, bu görüntü insert olur. Yani ara görüntü.