EN ETKİLEYİCİ AÇILIŞ SAHNESİ: Yüzüklerin Efendisi Serisinin İlk Sahnesi NEDEN Çok Başarılı?

Not: Videonun içeriği sinemayı anlamaya çalışan ve gayet sıradan bir kişi olan benim görüşlerimdir. Profesyonel içerik ve yorum içermez.

Bu sahne bugüne kadar açık ara en çok izlediğim film sahnesi. Filmin VCD’sini 2002’de almıştım ve o günden bu güne hala ağzım açık izliyorum bu sahneyi. Tabii, sonra da filmin kalanını.

O yüzden çok da objektif olamıyorum, ama benim en beğendiğim film açılışı bu. Ve en beğendiğim seri de bu. O yüzden, bu videoda bunun nedenlerini anlamaya çalışıcam. Yani bu film beni nasıl hem 10 yaşımdayken bu kadar etkiliyor hem de bu yaşıma gelince de aynı zevki alabiliyorum? Tabii ki, dünyadaki tek başarılı açılış bu değil. Bunun gibi 10larca güzel açılış var.

O Yüzden, senaryo hocaları da bu açılışları incelemiş. Ve bir kaç teori geliştirmişler. Hemen hepsi de konuyu 3 başlığa kadar indirmiş.

  • Birincisi, Güzel bir açılışta filmin kahramanlarını tanıtmamız gerekiyor.
  • Filmin temasını ve hikayesini öğrenmemiz gerekiyor.
  • Filmin amacını öğrenmemiz gerekiyor. Yani, seyirciyi oltalamak lazım.

Şimdi, Yüzüklerin Efendisi’nin açılışını bu başlıklara oturtmaya çalışıyorum. Ama ikincisi hariç diğerlerine tam olarak oturmuyor gibi.

Yani, koca 9 saatlik filmin kahramanlarının adı bile geçmiyor başta. Hele Aragorn’u ilk filmin ortasına kadar görmüyoruz. Ki 3. Filme adını veren karakter bu.

İkincisi filmin amacını da öğrenmiyoruz. Yani, 8 dakikalık açılışın sonunda sadece şu ifade var.

[baslik]Part 2[/baslik]

“Hobbitlerin Dünyanın kaderini değiştireceği varkit gelecek.” Çok muğlak. Yani, yüzüğün yok edilmesi gerektiği, Aragornun kral olacağı gibi kısımlar yine yok.

Evet, videonun konusuna gelebiliriz artık. Şu ana kadar iki şey biliyoruz. Birincisi, Bu film, temel senaryo tekniklerini pek de takip etmiyor. İkincisi de, hem 10 yaşında birisini, hem de bütün yetişkinleri kendisine hayran bırakabiliyor.

Peki nasıl? Benim iki cevabım var. Birincisi, sadece 7 dakikada benim dinlediğim en güzel hikayelerden birisini anlatıyor bu film. İkinicisi de bu bahsettiğim 3 taktikle de harika bir şekilde oynuyor ve filmin kalanını çok daha açık hale getiriyor.

İlkinden başlayalım. (LOTR’un Girişini Koyabilirsin. Lord of the Rings yazısı olan kısım.)

[baslik]Part 3[/baslik]

Bu bir hikaye ark’ı. Normalde bir filmin hikayesi, baştan sona böyle bir hikaye grafiğini izler. Yani, her filmin temposu yavaş şekilde başlar, Sonra, filmi başlatan olay gerçekleşir.

Bundan tempo sürekli artar, ama arada bir bizi rahatlatacak olaylar da olur. Derken, Filmin sonuna doğru, gerginlik tepe noktasına ulaşır. Ve sonra da hikaye çözülür ve rahatlarız. Bu aşağı yukarı her güzel film için geçerli bir kural. Ama işin bir inceliği daha var.

Yüzüklerin Efendisi serisinde, bu teknik sadece film için geçerli değil. Filmin içindeki her bir sahne de tıpkı bir film gibi, bu grafiği izler şekilde yazılmış. İkinci olarak, senarist bununla yetinmemiş. Bir de bütün sahneleri, bir önceki sahneden tam bir zıtlık içinde ayırmış. Burasını biraz daha açayım.

İzlediğiniz bütün güzel filmleri düşünebiliririz burada. Filmin neredeyse hiç bir sahnesi boşuna konulmamıştır. Bunu nasıl anlıyoruz? Karakterlerimizin o sahneye girmeden önceki haliyle, o sahneden çıktıktan sonraki halleri aynı değilse sahne boşuna değildir.

Yani bir duygu değişimi olmuş ve hikaye bir adım ileri gitmiştir. Şöyle bir grafik çizersek, Bir tarafa +, diğer tarafa da eksi diyelim. Aşağı yukarı her sahnede karakterler bu +,- arasında gidip gelirler.

Şimdi, Yüzüklerin Efendisinin açılışı da çoğu başarılı film gibi böyle bir giriş yapıyor. Bu aslında bir filmin içindeki bir film gibi. Ama daha da ilginci, açılış içindeki daha ufak parçalar da kendi içinde bir film gibi.

Yani, hikaye içinde hikaye içinde hikaye. Ve her birine de çok etkili duygu geçişleri var.